Kısa Özet Bilgiler

www.ozetbilgiler.com

Çerkez Ethem hayatı Çerkes Ethem isyanı

Çerkez Ethem hayatı Çerkes Ethem isyanı kısa özet bilgiler

Çerkez Ethem Hayatı (Doğum 1885 – Ölüm 1948)

Kurtuluş Savaşı’nda Kuvayı Milliye döneminin çetecilerinden.1885 yılında Bandırma’da doğdu. Bandırma’nın Emre köyüne yerleşmiş Sapşığ Çerkez oymağından, Ali Bey’in beş oğlunun en küçüğüydü. Ağabeyleri, İlyas ve Nuri beyler, Rum eşkiyalarıyla çarpışırken ölmüşler, Reşet ve Tevfik beyler de 1901 ve 1902 yıllarında Harbiye’yi bitirerek subay çıkmışlardı. Reşit Bey çeşitli cephelerde çarpıştı. 1919’da Meclisi Mebusan’a Saruhan Milletvekili olarak katıldı. Oradan Birinci TBMM’ye geçti.

Çerkez Ethem, evinden kaçarak Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi’ne girdi. Balkan Savaşı’nda Bulgar cephesinde yaralandı. Kıdem zammı ve madalya aldı. I. Dünya Savaşı’nda Eşref Kuşçubaşı’nın yönettiği Pan Turanist Teşkilatı Mahsusa ile birlikte İran, Afganistan ve Irak’a yapılan akınlara katıldı. Yaralanarak savaş sonunda köyüne çekildi. 1919-1920 tarihleri arasında bir yıldan uzun bir süre Anadolu’da tek önemli vurucu güç olan Kuvayı Seyyare’yi kurdu ve yönetti.

Düzenli ordunun kuruluşu döneminde, kayıt altına girmek istemeyerek hükümete başkaldırdıktan sonra, 1921 Ocak ayı ortalarında Yunanlılara sığındı. İzmir’e, oradan da Atina’ya gönderildi. Ankara İstiklâl Mahkemesi’nin, ağabeyleri ve yakın adamlarıyla birlikte, Ethem Bey’in de gıyabında verdiği 9 Mayıs 1921 tarihli ve 573 sayılı karar ile “Müsellahan takibi hükümet cürmünü irtikap ederek”, düşman tarafına firarından dolayı idama mahkum oldu. Türkiye’den ayrıldıktan sonra, önce Berlin’e gitti. Daha sonra, bir süre Kahire’de yaşadı ve son yıllarını Ürdün ve Lübnan’da geçirdi. 1948 yılında öldü.

Çerkez Ethem Ayaklanması

Kurtuluş savaşı yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetine karşı olan ve “Çerkez Ethem” adlı bir birliğin komutanı tarafından çıkarılan ayaklanma (1920-21) TBMM Milis kuvvetleri halinde düşmanla yer yer savaş eden birlikleri muntazam ordu birlikleri haline getirmek için gerekli teşebbüslere geçmiştir Bu birliklerden hemen hepsi Türkiye Büyük Millet Meclisinin muntazam ordu kadrosu içine girdikleri halde “Kuvayi Seyyare” adı altında çalışan birliğin komutanı Çerkez Ethem ordunun dışında ve bağımsız olarak çalışmak hususunda ısrar etmiştir.

     Çerkez Ethem, millî hareketin başladığı sıralarda Salihli cephesinin savunmasını üzerine almış Anzavur kuvvetlerinin dağıtılmasında hizmet etmiş Düzce,Yozgat ve Konya isyanlarının bastırılmasında başarılar kazanarak ün sahibi olmuştur Bu başarılarından kuvvet alarak Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı olarak kurulan Garp Cephesi Komutanlığına karşı durmuş bu komutanlığı bir üst olarak kabul etmemiştir Bu arada Çerkez Ethemin kurulmuş olan “Yeşil ordu” cemiyeti ile sıkı temaslarda bulunması, doğrudan doğruya valilere emir vermeğe kalkması halktan para toplaması Meclis Başkanı ile doğrudan doğruya muhaberede bulunması gibi sebepler onun artık bir anarşi unsuru haline geldiğini gösteren önemli olaylar olmuşturTürkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti bu olaylar karşısında düzenli bir ordu ve devlet kanunlarının yürürlüğü prensiplerini her düşüncenin üzerinde tutmaya karar vererek Çerkez Ethem olayına da son verilmesi gerektiği kararını almıştır Mustafa Kemal bu kararın tatbikine geçmeden önce Çerkeş Ethemi yola getirmek için uğraşmış fakat bir sonuç alınmayınca batı cephesi komutanlarına Çerkez Etheme karşı harekete geçmeleri emri verilmiştir Yunanlıların muhtemel hareketlerine karşı toplanmış olan kuvvetlerimizin bir bölümü Çerkez Ethem üzerine gönderilmiş bu harekat karşısında Çerkez Ethem kuvvetleri ile birlikte geri çekilmek zorunda kalmıştırİstanbul hükümetinden Yunanlılarla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine karşı savaşmak müsadesi almış olmasına rağmen Çerkez Ethem düşüncelerini gerçekleştirememiş canlarını kurtarmak için kardeşi ile birlikte 5 Ocak 1921 de Yunan ordusuna sığınmak zorunda kalmıştır Böylece büyük ve kuvvetli bir ordu kurulmasını güçleştiren son engel de ortadan kalkmış Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin memleket içindeki otoritesi kuvvetlenmiştir.

****************************************************************

Çerkez Ethem İsyanı Gerçeği

Çerkez Ethem; Kuva-yı Seyyare olarak adlandırılan milis güçlerinin kumandanı. Adı Milli Mücadele ile birlikte anılan bir halk kahramanı. İlk TBMM’den kahramanlık beratı almış bir asker. Peki, sonradan Yunanlılar’a sığınmış bir hain diyebilir miyiz ona ?

Ethem Bey ise 1962′de yayımlanan Yeni Dünya gazetesindeki anılarında kendisini şöyle anlatır: Ben kimim? Ben emlak ve arazi sahibi, mesut ve müreffeh yaşayan ve aynı zamanda “ekmeğin hasmı” denecek denecek kadar cömert bir ailenin evladıyım. Merhum babam Ali Bey malikânesinin bulunduğu Bursa vilayetinde şeref ve haysiyeti ile tanınmış bir kimse idi. Ben, babamın çok sevdiği en küçük oğlu, ağabeyimin de evlatlarına tercih ettiği bir kardeş idim!” Askerlikle ilişkisini çok zaman şöyle anılarında vurgulamış: “Zabit ya da erkân-ı harp değilim!”

Kaynak : Takvim

Bir anısında da nasıl sitem ediyor bu duruma Ethem Bey…

“Beni ihanetle itham edenlere soruyorum. Ben ne zaman, hangi tarihte ve mevziide, esasen müdafaa ettiğim cepheden bir adım dönmüşümdür de tek kurşun atmışımdır. Birtek kardeş kanı döktüm ya da döktürmüşümdür.”

Çerkez Ethem ağabeyiyle birlikte Yunanlılara sığınmak zorunda bırakılıyor.
O sırada Edhem Bey ve ağabeyi Reşid Bey’in elinde hatırı sayılır miktarda para ve mühimmat vardır. Ancak tek kuruşuna dahi el sürmüyorlar.
Maaşlarından arta kalan birkaç kuruşla yurt dışına çıkıyorlar ve sefalet içinde yaşıyorlar.
Sonradan Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde idamlarına hükmediliyor.
150’likler listesine alınıyorlar. 1937’de diğerleriyle birlikte affediliyorlar, Atatürk’ün Edhem Bey’e para ve pasaport gönderttiği söylenir ama Edhem Bey çok sevdiği ülkesine dönmeyi içine sindiremiyor. Bunu da hatıralarında şöyle izah ediyor:
Ben milletime ve tarihe ‘hain’ diye tanıtılmış, gıyabında idama mahkûm edilmiş bir adamım.
Ama hakikatte ben, asgari bana böyle diyenler kadar vatanperverim. Ve Milli Mücadele’de hepsinden kıdemliyim.
Ben hain olmaya icbar edildim, buna rağmen hain olmadım. Şimdi hakikatleri açıkça konuşabilecek miyiz? Hepimiz adil ve bitaraf hâkimler önüne çıkabilecek miyiz?
Haydi bunlar oldu diyelim; ya zihinlere yerleştirilmiş menfur kanaatleri nasıl ıslah edeceğiz? Burada gurbette ölürüm, fakat hiç olmazsa günün birinde doğru tarihin hakikatleri ele almasını ümit ederek gözlerimi kaparım.
Edhem Bey 1948 Eylül’ünde Amman’da hayata gözlerini yumuyor.
Şeria Nehri’nin kıyısında toprağa veriliyor.

(Yavuz Bahadıroğlu, Vakit, 2010-01-06)

Duzgun Turkce ile yazilmayan ve hakaret iceren yorumlar yayinlanmayacaktir,