Kısa Özet Bilgiler

www.ozetbilgiler.com

Doğu Anadolu Bölgesi yemekleri, halk oyunları, manileri, kıyafetleri, adetleri, el sanatları

Doğu Anadolu Bölgesi’nin yemekleri, halk oyunları, manileri tekerlemeleri, kıyafetleri, gelenek görenek ve adetleri, el sanatları, tarihi ve doğal güzellikleri nelerdir kısa özet bilgi araştırma

dogu-anadolu-yemekleri

Doğu Anadolunun Yemekleri

Bitlis lokması,Erzincan Çorbası,Erzincan Piyazı,Erzurum Bohça Ketesi,Erzurum Çorbası,Fasulye yaprağında ekşili köfte (Malatya),Harput Köftesi,Herle,Kars ketesi,Kaz etli pilav,Keledoş,Kete,Kurze,Lalaped,Malatya Kebabı,Pirpirim Aşı,Piti kebabı (Bozbaş),Saç Kavurma

doğu-anadolu-kıyafetleri

Doğu Anadolunun Halk oyunları
Erzurum: Bar ve dadaş oyunları oynanır. Çalgılar davul-zurna kadın oyunları türkülü oynanır. Sekme hoplama sıçrama belli figürlerdir.
Erzincan: Etrafı dağlık ovası baglıkır oyunlar Egin bölgesinde toplanmıştır. Eglence gecelerine herfene denir. Oyunlar genellikle türkülüdür. Divangarip hoyratkerem yaygındır. Halay türü oyunlar oynanır ve davul zurna klarnet vs. eşlik eder.

Elazığ: Çayda çıra ile meşhurdur. Halay üçayak tanzara zeybek oynanmaktadır. Çalgıları davul zurna çıgırtma bağlama klarnet def vs. dir. Ağır havalar yüksek havalar şıkıdımlar halk müsikisidir. Harput ağzı Harput mayası Harput hoyratı meşhurdur.

Bitlis Van Bingöl: Halay türü oyunları. Hakkari halay türü oyun. Özelliği sola doğru halay yürüyüşü.

Doğu Anadolunun Manileri Tekerlemeleri

Bu dağı delemenem,
Yol yohtur gelemenem,
Men o yeri kaybettim,
Kimselere diyemem.

Avih’in yolu ince,
Düşümde gördüm gece,
Kuşler kurbanız olem,
Yarimin hali nice.

Evleri yol üstüdü,
Kemeri bel üstüdü,
Her gün gel bırdan savuş,
Koy desinler dostidu.

Gidene bah gidene,
Boyu benzer fidane,
Üç arşın boyan kurban,
Yarım arşın gerdane.

Balıh kumde durer mi?
Ördek daşte durer mi?
Sen orede, men bırde,
Akıl başde durer mi?

Bitlis çayı bir umman,
Men bu dertten kurtulmam, yanık,
Yarimi süler aldi,
Ölsem bile unutmam.

Şafaklar sökülende,
Al elma dökülende,
Yarimi çağıresiz,
Mezarım örtülende.

Doğu Anadolunun Tarihi ve Doğal güzellikleri

Erzurum

Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimi. Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizminin en önemli merkezlerinden biri halini aldı. Kentin en önemli eserlerinden Çifte Minareli Medrese ise, avlulu, 2 katlı, 4 eyvanlı medrese türünün en anıtsal örneklerinden. Çifte Minareli Medrese’nin arkasında Üç Kümbetler yer alıyor ki, bunların en ünlüsü Emir Saltuk’a ait olanı. 13. yüzyıl Hatuniye Türbesi Sultan Alaettin Keykubat’ın kızı için yapılmış. Yine 13. yüzyılın bol kiremitli Yakutiye Medresesi Selçuklu mimarisinin başka bir yüzünü yansıtıyor.

Erzurum’dan Artvin ve Karadeniz yönünde 120 km uzaklıktaki cam gibi parlak bir görünümü olan Tortum Gölü civarına Türkiye’nin en sakin yöresi denilebilir. Gölün Kuzey ucunda, 47 metreden düşen Tortum çağlayanını gezmenizi öneririz. Kenti gezerken, mücevheratçılıkta kullanılan Erzurum Oltu Taşı (siyah taşı) görmemek mümkün değil.

Girlevik Çağlayanı

Erzincan’ın 29 km güneydoğusunda yer alan Girlevik Çağlayanı, doğal güzelliği ile ünlü piknik alanı. Suyun kışın donmasıyla oluşan sarkıtlarda buz ve kaya tırmanışına da olanak veren Çağlayan, coşkuyla akan gür suları ve yeşil dokusuyla bölgenin cenneti.

Kars

Kars’da görülecek en önemli tarihi eser Kars Kalesi. Dik yamaçlı tepenin üzerindeki kale 1152’de Saltuklular tarafından yapılmış. Kars’tan doğuya, sınıra doğru 45 km uzaklıkta Ani Harabeleri bulunuyor. Burada Selçuklu eserleri ile kiliseler yan yana. Sarıkamış Kış Sporları ve Kayak Tesisleri ve Kars Müzesi kentin görülecek yerlerinden.

Ani

Ani, Hıristiyan Ermeni inanışınca kutsal sayılıyor. Adını İran, Eti ve Roma tanrılarından aldığı söyleniyor. Milattan önce bir kale kenti olarak kurulan Ani, X. yüzyılda Bagrat oğulları sülalesinden Ermeni hükümdarlara başkentlik yapmış. Doğu yönünde Arpaçay’a inen kayalıkların eteğinde Prens Dikran Honents’in yaptırdığı Surp Kirkor Kilisesi bulunuyor. İçi fresklerle süslü kilise oldukça iyi durumda. 1036 yılında yapılmış Surp Pirgiç (Halaskar) Kilisesi ise yörede Keçeli Kilise diye de biliniyor. 1038’de yapılan Surp Hovannes (Apostol) Kilisesi’nden günümüze pek bir şey ulaşamamış. Kuzeybatı tarafında aynı adı taşıyan üç kilise bulunuyor. Bunlardan Surp Kirkor Abugamrents Kilisesi 994’de yapılmış ve Aziz Kirkor Lusaroviç’e adanmış. Kentin ortasındaki kervansarayın ise ancak kalıntısı günümüze kadar gelebilmiş.

Ağrı

1650 metre yüksekliğindeki bir yaylada yer alan Ağrı, adını yanında heybetle yükselen dağdan almış. Türkiye’ye en yüksekten bakabileceğiniz, doğuya açılan kapı Ağrı, tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmış. Ağrı, yazın dağcılık ve doğa yürüyüşüne, kış mevsiminde kayak sporuna elverişli parkurlara sahip efsanevi dağı ile doğunun turizm merkezleri arasında yer alıyor.

İshak Paşa Sarayı

1789′ da vezir olan Hasan Paşanın oğlu İshak Paşa’nın Doğu Beyazıt’ta bir tepe üzerinde, yaptırdığı saray, 360′ı bulan oda ve salonları ile Osmanlı saray teşkilatının tipik bir örneği. 760 m2′lik bir alanı kaplayan sarayın yapımının 99 yıl sürdüğü söyleniyor. “U” şeklinde, iç içe iki avlu çevresinde toplanmış binalarının mimarisinde (cami-harem daireleri-aşevi-hamam, selamlık-merasim ve eğlence salonu-türbe vs.) mükemmel taş işçiliği, oymacılığında ve duvar süslemelerinde ise Fars, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin ortak etkisi hakim.

Ağrı Dağı

Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı (5165 m.) jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh’un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağ. İncil ve Tevrat’ta da adı geçen dağa, turizm açısından önemli bir konum kazandıran yaygın inanca göre; Nuh Peygamber zamanında yeryüzünü kötülükler kaplamış. Tanrı, insanlara bir ders vermek amacı ile Nuh’a bir gemi yapmasını emretmiş. Nuh Peygamber, gemiye eşi, oğulları, oğullarının eşleri ile birlikte yeryüzünde bulunan bütün canlı türlerinden 7 erkek, 7 dişi, sürüngenlerden 2 erkek, 2 dişi, yeterli yiyecek de alarak binmiş. 7 gün sonra 40 gün 40 gece süren tufan sonucunda gemidekilerin dışında kalan tüm canlılar yok olmuş. Suların çekilmesi ile gemi, Ağrı Dağı’na oturmuş ve içindeki canlılar sevinçle gemiden ayrılarak yeryüzüne dağılmışlar.

Bitlis
Bitlis’in, kıyı turizmi ve su sporları açısından gelişmeye açık sahillerinde 4 ay yüzme imkanı var. Bitlis Büryan kebabı yörenin ünlü yemeği. Oğlak etinden yapılan bu yemek ancak yaz aylarında yenebiliyor. Halen yapılmakta olan kök boyalı rengarenk kilimlerden, halılardan, toprak çanak-çömleklerden, Ahlat’ta yapılan her biri sanat eseri olan bastonlardan satın alabilirsiniz. Ayrıca Hizan fındığı, Adilcevaz cevizi, Mutki kara kovan balı ve küp peyniri tadılması gereken yöresel lezzetlerden.

Nemrut Dağı ve Krater Gölleri
Bir doğa harikası olan Nemrut Dağı her yıl özellikle yaz aylarında çok sayıda yabancı ve yerli turistin gözdesi. Nemrut Dağı krater alanı içerisinde büyükçe iki göl var. Biri soğuk, diğeri sıcak. 3 bin metre yükseklikte devasa bir volkanik çanak. Binlerce yıl önce patlamış, su giderini tıkayarak Van Gölü’nün oluşmasına sebep olmuş. Esas ilginç olan kraterin kenarı. Tam sırtta araçtan inip zirveye kadar yürümek mümkün: Sadece 20 dakika.

Ahlat Mezarlığı
Türkiye’deki en etkileyici İslam mezarlığı olan Ahlat Mezarlığı, 200 dönümlük alan üzerinde, çoğu 2 metreden yüksek binlerce dikilitaşla çarpıcı bir görüntü oluşturuyor. Taşların en güzel ve eski olanları 17.-18. yüzyıla ait. Bir kısmı 13. yüzyılda Moğol hakimiyeti altında hüküm sürmüş yerel beylerin mezarları. Diğerleri ise Karakoyunlu ve Akkoyunlu dönemlerinden.

Van Gölü
Van iline adını veren Van Gölü Türkiye’nin ve dünyanın en büyük soda gölü (3738 km2). Dört tarafı yüksek dağlarla çevrili Van Gölü’nün içinde Ahdamar, Adır, Çarpanak, ve Kuş adaları olmak üzere 4 ada bulunuyor. Tarih boyu Yüksek Deniz, Nairi Denizi ve Yukarı Deniz dendiği gibi Deryaçe (Küçük Deniz) adını da almış. Sabunsuz köpük veren Van Gölü’nde yöre kadınları hiçbir temizlik maddesi kullanmadan çamaşır yıkarlar. Sahil boyunca yapılaşma ile bozulmamış koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış kıyılar görülmeye değer.

Ahdamar Adası
Van Gölündeki adalardan en büyüğü olan Ahdamar Adası, üzerindeki kilisesi ile ünlü. 900′lü yılların başında Kral Gagik tarafından yaptırılmış olan kilise taş işçiliğinin en seçkin örneklerinden. Kutsal Haç adına Vaspurakan Kralı I. Gagik tarafından Keşiş Manuel’e yaptırılmış. Kilisenin figürlü repertuarı oldukça zengin. Bunun yanında, İncil ve Tevrat’tan alınmış çeşitli sahneler bulunuyor.

Van Kalesi
Şehir merkezine 5 km uzaklıkta. Urartu kalelerinin en görkemlilerinden. Yapım tarihi MÖ. 9. yüzyıl. Büyük bölümü ayakta kalan kalenin kuzeybatı ucundaki Sardur burcunda I. Sarduri’ye ait olan, Asur çivi yazısı ile yazılmış, bilinen en eski Urartu yazıtı bulunuyor.

Doğu Anadolunun Kıyafetleri

Doğu Anadolu Bölgesinin konumunun getirdiği etkilerden dolayı müzik ve oyunlarında görülen farklılıklar kıyafetlerinde de peştamalinden, çabulasından, Trabzon lastiğine kadar Torul ve Kürtün İlçelerinde Karadeniz etkisi görülürken Kelkit ve Şiran yöresinde ihram, tepelik gibi öğelerle Doğu Anadolu etkisi ağırlık kazanmaktadır.

Erkek Kıyafetleri
Gömlek
İç don
Zıpka-Zıvga-Zıfka
Cepken-Kapalı yelek- Yelek-Cepken
Kışın aba-Ceket
Çarık-Yemeni veya kabaralı kundura
Fes veya kukulat
Kemer-silahlık veya kuşak
Yün çorap

Aksesuarlar
gümüş hamaylı
pazvat
muska (gümüş kap içinde)
gümüş köstek

Kadın Kıyafetleri
İç gömlek
İçlik entari (Mintan)
Üç etek
Göğüslük
Yelek
Sarka
Don (Tuman)
Tepelik veya fes
Şal kuşak
Yaşmak-Çember
Yün çorap
Çarık veya kabaralı kundura

Aksesuarlar
gerdanlık,gümüş
Hamaylı
Şal peştamal

Doğu Anadolunun gelenek görenek ve adetleri

Doğum: Doğumdan sonra, özellikle erkek çocuk haberi verene, babası bahşiş verir. Yeni doğan çocuğa akraba ve komşular hediye qötürür. Kırkı çıkmayan çocuk gelene- gidene fazla gösterilmez. Yeni doğan çocuk kırk gün boyunca yalnız bırakılmaz. Çocuk yalnız kalırsa,, çimdirilirken başına kırk kaşık su dökülerek çıkarılır. Nazar değmemesi için dualar okunur, altında üzerlik yakılır, üzerine muska, kurşun, mavi boncuk vs. dikilir. Çocuğun dişi çıkınca hedik pişirilir; komşu ve akrabalara dağıtılır.

Sünnet: Erkek çocukların oyun çağında kendini bilmeden sünnet ettirilmesi görüşü yaygındır. Aile, kirve tutacağı kişinin sayılı ve varlıklı birisi olmasını ister. İlde kirvelik önemlidir ve akraba sınıfına girer. Çünkü kirve kirvenin dostudur, birbirinin hayrına şerrine koşarlar. Sünnetten bir hafta önce kirve tutulan kişiye koç, teke, tosun gibi hayvan veya bunlara eşdeğer hediye gönderilir. Kirve de çocuğa/ çocuklara hediye alır, masrafların bir kısmını karşılar.
Sünnet davul çaldırılarak yapıldığı gibi, mevlit okutturularak da yapılır. Sünnetten hemen sonra yemek yenir ve davetlilerin getirdikleri hediyeler, ad söylenerek orta yerde tepsi içerisinde toplanır. Hediye yerine para da atılır. Tören sona ereceği sırada çocuk babası ortaya çıkarak bütün malını, servetini Kirve ye hediye ettiğini söyler. Kirve de basit bir hediye alarak ötekini kirveme bağışlıyorum der. Artık bunlar birbirlerine kirve diye hitap ederler ve birbirlerinin eteklerine kan döktükleri için kız almamaya çalışırlar.

Cenaze: Ölüm haberi, Anadolu nun her yerinde olduğu gibi, İlde de üzücü olur ve çabuk yayılır. Konu komşu, akraba ve yakınlar hemen yardıma koşarlar. Herkes durumuna ve yapabileceği işe göre ölü evine yahut ölü sahibine yardımcı olmaya çalışır. Erkekler odada, kadınlar varsa başka bir odada, oda yoksa aşhane gibi yerde toplanır.

Evlilik: Gençler erken yaşlarda evlendirilir. 13-14 yaşlarında evlenen kızlara çok rastlanır. Delikanlıların evlenme isteklerini ana ve babalarına açık açık duyurmaları ayıp sayıldığından , bu isteklerini huzursuz davranışlarıyla ortaya koyarlar. Kızların bu şansı yoktur. Onlar evlenmeye eğilimli olduklarını ancak giyimlerine özen göstererek yada süslenerek sezdirirler.

Nişandan bir süre sonra damadın yakınlarından bir grup erkek, kızın babasına başlık parasını verir ve ondan düğün için izin isterler. Ev ev dolaşılarak, yakınlara, tanıdıklara düğün günü ilan edilir ve herkes düğüne davet edilir. Daveti yapan kişilere “okuyucu” denir. Düğüne okunanlar(çağrılanlar), çarşamba günü çeyiz bakmaya , cuma günü kına gecesine , cumartesi günüde düğüne giderler. Gelinin çeyizi evinde bir odaya serilerek davetlilere gösterilir. Buna “Çeyiz açma” denir. Kına gecesine yalnız kadınlar katılır. Gelin, annesinden başlayarak büyüklerin ellerini öper, daha sonra kadınlar türkü söyleyerek gelini oyuna kaldırırlar.

Doğu Anadolu Bölgesi El sanatları

Halı

Genellikle ilkel tezgahlarda dokunmaktadır. İlkel metodlarla yapılan halıların tezgahı , önce karşılıklı dört adet kazık çakılır. Kazıklar sabit olup halının uzunluğuna ve enine göre ayarlanarak çakılır. Kazıkların arka tarafına birer ağaç yerleştirilir. Daha sonra halının başlama kısmına kasnak yerleştirilir. Dokuma işinde ilmekler atılır, ilmek uzunluğu kadar kesildikten sonra kerkitle sıkıştırılır. Halı makas ile kesilir. Tezgahta tek kişi çalışır.

Kilim

Tezgahın kuruluşu ilkel halı tezgahının aynısıdır. Kilim dokumada halıdan farklı olarak ilmekler atılmayıp, çözgü iplerinin arasından masura geçirilir ve kerkitle sıkıştırılır.

Palas

Palas keçi kılından oluşan iple yapılır.Tezgahı kilim tezgahının aynısı olup fazla desen işlerine yer verilmez. Daha çok simetrik ve geometrik desenler kullanılır.

Heybe

Kolayca eşya ve yük taşımak için birbirine yapışık iki torbadan ibarettir.Genellikle heybe omuzda, at ve diğer yük hayvanlarında yük taşıma aracı olarak kullanılmaktadır.

Keçe

Diktörtgen biçiminde dikilip soğuk günlerde çobanlara giydirilir.

Çorap ve Eldiven

Çorap yapımına üç şişle başlanır. Çorabın yapılışı tahminen dört santime ulaştığı zaman şiş sayısı beşe çıkarılır. Çoraplar beyaz düz ve desenli olarak örülür.

Çömlekçilik :

İnsanlığın belki de en eski sanatı olarak kabul edilen arkeolojik ve Elazığ civarında yapılan kazılarda paleolitik çağa kadar uzandığı anlaşılan çömlekçilik sanatı yörede binlerce yıldır yaşamaktadır. Çömlekçilikte su testileri güveç tandır malzemesi ve küpler başta gelir. Bu küplerde kışlık peynir turşupestil kavurma gibi erzak bulundurulur.

Bakırcılık :

El sanatları arasında bulunan bakırcılık sanatının Bölgede çok köklü bir geçmişi vardır. Ancak şimdilerde bu dükkanların çoğunun vitrinini fabrikasyon aliminyum araçlar süslemektedir. Az da olsa bakırcılık varlığını günümüzde sürdürmeye çalışmaktadır.

Kategori: Coğrafya

Duzgun Turkce ile yazilmayan ve hakaret iceren yorumlar yayinlanmayacaktir,