Kısa Özet Bilgiler

www.ozetbilgiler.com

Nasreddin Hoca hayatı fıkraları

Nasreddin Hoca Kimdir Kısaca Hayatı fıkraları

Nasreddin Hoca Kimdir Hayatı

Nasreddin Hoca 1208 yılında Sivrihisar’ın Horto köyünde dünyaya gelmiştir.İlk öğremini köyün imamı olan babası Abdullah efendiden almış Arapça ve dini bilgiler öğrenmenin yanında Kur’an’ı ezberleyerek hafız olmuştur.Konyaya giderek öğrenimini sürdürdü.Öğrenimini tamamladıktan sonra Sivrihisar’da başladığı imamlık görevini Akşehir’de sürdürdü.Yerleştiği Akşehir’de zamanla müderris oldu.Burada evlendi ve 1284 yılında orda öldü.Türbesi de oradadır.

Yıllardan beri anlatıla gelen fıkralar ve hikayeler ilk defa 1837′de İstanbul’da Matbaa i Amire’de Mısır’da ise Bulak Basımevi’nde yapılmıştır.

Nasreddin Hoca yüzyıllardan beri tüm Türk Dünyasında güldüren ve düşündüren hikaye ve fıkralarıyla bilinmektedir.Türbesi Akşehir’de olmasına  olmasına rağmen bütün Türk Dünyasında kendisinin makamları vardır.Türk milletinin zeka inceliğini nükte gücünü en iyi şekilde yansıtan kişi olarak Türk Kültür Tarihinde layık olduğu seçkin yerini almıştır.

Nasreddin Hoca tüm hayatını insanlara doğru yolu göstermeye insanların zaaflarnı nükteli bir dille vurgulayarak onları kötülüklerden sakındırmaya harcamıştır.Onun hikayeleri hikmet ve ibret dolu olup zamanla atasözü haline gelmiştir.Her biri keskin bir zeka doğru işleyen bir aklın ürünüdür.

Nasreddin Hoca Fıkraları

Ticaret

Nasreddin Hoca birgün pazarda 10 akçeye aldığı 10 odunu,
9 akçeye satıyormuş. Etraftan sormuşlar: “Hocam bu ne iştir hiç
böyle ticaret olur mu?”
Hoca gayet sakin cevaplamış:
“Olsun. Önemli olan işi nasıl yaptığın değil,
insanların seni iş yaparken görmesidir.”

BİLENLER BİLMEYENLERE ÖĞRETSİN

Hoca,vaaz için kürsüye çıkar.camideki topluluğa,
-size ne anlatacağımı biliyor musunuz?der.
vaazı dinlemeye gelenler,
-nereden bilelim,bilmiyoruz…derler.
hoca,
-bilmiyorsanız,ne diye boşu boşuna anlatayım…diyerek kürsüden inip gider.
bir başka zaman yine camiye vaaza gelir,kürsüye çıkar.yine topluluğa sorar:
-size ne anlatacağımı biliyor musunuz?
geçenkinden ders aldıklarından,
-biliyoruz…derler.
o zaman hoca,
-biliyorsanız,ne diye anlatayım boşu boşuna…deyip yine kürsüden inip gider.
yine bir gün vaaz için gelir camiye,kürsüye çıkar.aynı soruyu sorar:
-ey dinleyiciler.size ne anlatacağımı biliyor musunuz?
vaazı dinlemeye gelenler,önceden sözleşip öğütleştikleri üzere şöyle derler:
-kimimiz biliyoruz kimimiz de bilmiyoruz.
hoca,
-öyleyse,der,boşuna zamanınızı almayayım da işten güçten kalmayın.bilenler,bilmeyenlere öğretsin…

Mumla yemek pişmez

Bir gün Nasreddin Hoca ve arkadaşları iddiaya tutuşmuşlar. Eğer Hoca karanlık ve soğuk bir gecede, sabaha kadar köy meydanında bekleyebilirse arkadaşları ona güzel bir ziyafet çekecekmiş. Şayet bunu beceremezse o, arkadaşlarına ziyafet çekecek. Kararlaştırılan gün Hoca meydanın ortasında, sabaha kadar tir, tir titreyerek beklemiş. Sonra yanına gelenlere : – Tamam demiş. İddiayı kazandım. – Ne oldu ne yaptın demişler. – Bekledim sabaha kadar demiş. – Hayır demişler. Sen uzaktaki bir mum ışığı ile ısınmışsın. İddiayı kaybettin! Ziyafetimizi hazırla. Hoca çaresiz kabul etmiş. Ziyafet vakti kocaman bir kazanın altına minicik bir mum koymuş. Güya yemek pişirecek. – Ne yapıyorsun? demişler. Kıs, kıs gülerek cevap vermiş : – Bu mum sıcağıyla size yemek pişireceğim arkadaşlar. Aman hocam yemek mumla nasıl pişer demişler.Nasrettin Hoca’da bana nasıl mumla ısınıyor dediyseniz buda böyle pişiyor demiş.

Çömlek hesabı

Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur çömleğin içine Hoca’nın yaramaz oğlu, muziplik olsun diye.
Bir zaman sonra arkadaşları: “Bugün Ramazan’ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca’ya. Hoca’da: “Şimdi eve gider öğrenirim. Biraz sabredin.” der ve evinin yolunu tutar.
Çömleği boşaltır; bir sayar, iki sayar… Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca. “Arkadaşlar, bugün, Ramazan’ın kırk beşi” der.
Hoca’nın bu cevabına gülüşürler arkadaşları. Aralarından biri:
“Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan’ın kırk beşi olur mu?” diye itiraz eder.
Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle: “Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan’ın yüz yirmi beşi!”der.

Baklava

Hoca aksamleyin eve dogru yururken, baklava seven bir koyluyle karsilasir.
-Hoca, kisa bir sure once bir adam buyuk bir tepsi baklava goturuyordu…
-Beni ilgilendirmez!
-Fakat adam tepsiyi sizin eve goturuyordu.
-O zaman seni ilgilendirmez!

  • eda

    iyi

Duzgun Turkce ile yazilmayan ve hakaret iceren yorumlar yayinlanmayacaktir, isaretli alanlar doldurulmalidir. *

*