Kısa Özet Bilgiler

www.ozetbilgiler.com

Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Birinci Meşrutiyet, Kanun-i Esasi, İkinci Meşrutiyet, TBMM açılması, 1921 Anayasası, Cumhuriyetin İlanı, Çok partili hayata geçiş

Kurultaydan başlıyarak açıklama ve tarihleriyle Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Birinci Meşrutiyet, Kanun-i Esasi, İkinci Meşrutiyet, TBMM açılması, 1921 Anayasası, Cumhuriyet’in İlanı, Çok partili hayata geçiş

Sened-i İttifak, (29 Eylül 1808) Osmanlı Sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa’nın Rumeli ve Anadolu ayanlarını İstanbul’da toplayarak yapmış olduğu anayasal bazı nitelikler içeren bir anlaşmadır.

Anayasa hukukçuları Türk tarihindeki ilk anayasal belge olarak genellikle Sened-i İttifak’ı kabul ederler ve Türkiye’deki anayasacılık hareketlerini bununla başlatırlar. “Devlet iktidarını sınırlandırmayı amaçlayan bir girişim olarak” bu belgeyi İngiliz Magna Carta’sına benzetenler de vardır.[1] Ancak Shaw ve Berkes gibi birçok önemli tarihçi Türkiye’de anayasal düzenin ve demokrasinin tarihsel gelişiminde Sened-i İttifak’ın iddia edildiği kadar önemli bir rol oynamadığını belirtmektedir

**********

Tanzimât Fermânı, Gülhane Hatt-ı Şerif-î 3 Kasım 1839′da okunan Tanzimat Fermânı, Türk tarihinde demokratikleşmenin ilk somut adımıdır. Sultan Abdülmecid döneminde Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur. Gülhane Parkı’nda okunması nedeniyle Gülhane Hatt-ı Şerif-î (Padişah Yazısı) veya Tanzimât-ı Hayriye (Hayırlı Düzenlemeler) olarak da anılır. Bu fermânla devlet kendisini yenilemesi gerektiğini söylemiştir.

***********

Birinci Meşrutiyet, Osmanlı İmparatorluğu’nde 1876 yılında ilan edilen anayasal yönetime denir.Osmanlı İmparatorluğu’nin ekonomik sorunları, 17. yüzyıldan itibaren toprak kaybetmesi ve sürekli bütçe açığı vermesiyle başladı. Avrupa devletleriyle imzalanan serbest ticaret antlaşmalarıyla ülkeye giren mallardan düşük gümrük vergileri alınıyordu. Bu hem devletin gelirlerini azaltmış hem de yerli sanayinin gerilemesine yol açmıştı. Ekonomik sıkıntıların yanı sıra, özellikle 1789 Fransız Devrimi’nin etkisiyle yayılan özgürlükçü düşünceler ve milliyetçilik akımı, Osmanlı İmparatorluğu’nu da sarstı. Balkanlar’da 19. yüzyılda bağımsızlık talebiyle ayaklanmalar çıktı. Balkanlar’da ve Ortadoğu’da çıkar çatışmaları içindeki Avrupa devletleri ile Çarlık Rusya’sı da zaman zaman bu hareketleri desteklediler. Osmanlı sınırları içindeki Müslüman olmayan halkların durumlarının düzeltilmesi gerekçesiyle Osmanlı İmparatorluğu’nu reformlar yapmaya zorladılar. 1839’daki Tanzimat Fermanı ile 1856’daki Islahat Fermanı’nın ilanları bu tür koşullarda gerçekleşti.

***********

Kânûn-i Esâsî Fransızca Loi constitutionelle çevirisi olarak kullanılan Osmanlıca terkiptir. “Temel Kanun” ya da Anayasa anlamındadır. Osmanlı Devleti’nin ilk ve son anayasası 23 Aralık 1876′da ilan edilmiş, 1878′de II. Abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiş ve kısmen 20 Nisan 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.1876 Kânûn-i Esâsî’si bağımsız bir İslam ülkesinde yürürlüğe giren Batılı anlamda ilk yazılı anayasadır.

**********

İkinci Meşrutiyet Devri  Osmanlı Anayasası’nın, 29 yıl askıda kaldıktan sonra, 24 Temmuz 1908′de yeniden ilân edilmesiyle başlayan ve 5 Kasım 1922′de Osmanlı Devleti’nin tasfiyesiyle sona eren dönem. Birinci Meşrutiyet resmen hiç sona ermemiş ve anayasa değişmemiş olduğu için, bazı tarihçiler tarafından, bir tek Meşrutiyet döneminin ikinci faslı olarak da değerlendirilir.

***********

TBMM açılması

Birinci Dönem Büyük Millet Meclisi ya da kısaca Birinci Meclis, 23 Nisan 1920′de Ankara’da toplanmış, 1 Nisan 1923′te yeni seçim kararı alarak 15 Nisan 1923′te son oturumunu yapmıştır. Yeni Türk devletinin kurucu meclisi olarak kabul edilir. Meclis’in açılış günü olan 23 Nisan, halen Türkiye’de ulusal bayram olarak kutlanmaktadır.

**********

1921 Anayasası Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, ilk T.C. Anayasası’nın ilkelerini belirleyen; 85 numaralı ve kabul tarihi 20 Kânun-ı Sani 1337 (20 Ocak 1921) olan kanundur. 1923 yılındaki değişiklikle Cumhuriyet ilan edilmiştir. Bazı tanımlamaların aksine, 20 Ocak 1921 tarihli ilk Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Türkiye’nin ilk anayasasıdır. Anayasa için gerekli norm, kabul için oy oranı ve maddeler yönünden yeterli değildi ama Türkiye’nin ilk anayasası olarak kabul edilmiştir. 1876 Kanun-u Esasîsi de resmen ilan edilmemişti, fakat Osmanlı’nın ilk anayasası olarak tarihin sayfalarında yerini aldı.

*************

Cumhuriyet’in İlanı, milletin yönetilme şeklinin belirlenmiş olduğu, Atatürk’ün siyasi devrimlerinden bir tanesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 29 Ekim 1923′te ortaya çıkan kabine bunalımı sonucunda, bu yönetim şeklinin kusurları daha net ortaya çıkmış ve 29 Ekim’de Anayasanın ilgili maddeleri değiştirilerek, ülkenin yönetim şekli cumhuriyet olarak belirlenmiştir.

**********

Çok partili hayata geçiş

Türkiye Cumhuriyeti’nin Çok Partili Dönemi, 1946 yılından itibaren Türk siyasi hayatının CHP dışında 2. bir partinin (Demokrat Parti)’nin kurularak seçimlere çok partili olarak gidilmesi ile başlamıştır.

Çok partili hayat bundan önce Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası ve 1945 yılında Nuri Demirağ tarafından kurulan Milli Kalkınma Partisi ile başlamıştır. Ancak bu partilerin hepsi kapatılmıştır.

Çok partili hayat 1945 yılında Nuri Demirağ tarafından kurulan Milli Kalkınma Partisi ile başlamıştır. Fakat Milli Kalkınma Partisi istediği başarıyı elde edememiştir. 1958 yılında kendi kendini feshetmiştir. 7 Ocak 1946′da Dörtlü Takrir’e imza atanlar tarafından kurulan Demokrat Parti’nin (DP) parti genel başkanlığına Celâl Bayar getirildi. DP, ekonomi ve siyasette liberal düzenlemeleri savunuyordu.

1950 genel seçimleri’nde Demokrat Parti galip olarak çıkmıştır. Yürütmenin başı olan ve devletin atacağı adımlara karar veren kişi Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı süresince cumhurbaşkanı iken DP iktidarından sonra başbakana geçmiştir. Türkiye’yi yürütme Adnan Menderes liderliğindeki DP ilk başlarda çok popülerken 1950′lerin sonlarına doğru yaşanan ekonomik sıkıntılar ve hükümetin antidemokratik uygulamaları nedeniyle sıkıntılı bir döneme girmiş ve 1960 yılında yapılan askerî darbe ile çok partili yaşam kesintiye uğramıştır.Darbe neticesinde dönemin cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve dönemin Başbakanı Adnan Menderes idama mahkûm edilmiş fakat baskılar neticesinde Celâl Bayar’ın cezası müebbede çevrilirken, Adnan Menderes, Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu idam edilmişlerdir.

 

Kategori: Tarih

Duzgun Turkce ile yazilmayan ve hakaret iceren yorumlar yayinlanmayacaktir, isaretli alanlar doldurulmalidir. *

*